Yeni evimde yaşamaya başladım. Ilk gece yapayalnız olmama ve daha eve gelmeden önce, akşamın ilk saatlerinden itibaren karşı cinsle ilişkilerde ortaya çıkan birden fazla olumsuzluğa rağmen yeni evdeki zamanımı çok keyifli geçirdim ( çağımızda fiziki yalnızlık iletişimsizlik anlamına gelmiyor, doğal olarak).

 

Yeni evimdeki ilk sabah tek başıma içtiğim ilk kahvenin tadını her halde kolay unutmayacağım. İlk aşkımla ilk öpüşmenin tadı kadar güzel ve uzun yıllar boyu hatırlanacak.

 

Bu mutluluk sadece benden kaynaklanmadı. Evi eşyalı olarak kiraladım ve burada yaşayan ilk kişi benim. İç mimari tasarım ve uygulamasını yapan, aynı zamanda evin sahibi olan hanım, adeta amatör bir tutkuyla o küçük mekana uyan eşyaları seçmiş ve her boş uzaya ustalıkla hem fonksiyonel ve hem de estetik bir nesne yerleştirmiş.

 

İnsanın severek yaptığı bir iş, diğer insanlara da ürettiği her neyse ( dizayn, eşya, şiir, müzik, resim) onun üzerinden pozitif enerji yansıtıyor bence.

 

Evde gece ve sabah hissettiğim mutluluk arabaya binip işe giderken de devam etti. Arabamla uyumum (bunu ancak erkekler anlayabilir) ve daha ona dışarıdan bakarken ruhuma yansıttığı dinamizm, direksiyona kumanda edip gaza basarken hissettiğim tutku son bir yıldır artarak devam ediyor.

 

Yeni arabamın markasını buraya yazamıyorum, reklam olarak algılanabilir. Şu kadarını söyleyeyim, modelin adı “odaklanma” anlamına geliyor. Bir aracın; dizaynı, model adı ve reklam sloganı bu kadar birbirine uyabilir... Gerçekten de onu kullanırken adeta hayata odaklanıyorum.

 

Benim kullandığım otomatik vitesli tipi, ama motor  ancak 1.6 litre. Geçen yıl bu zamanlarda bu arabayı kullanmaya başladığımdan beri hayata bakış açım da değişmeye başladı diyebilirim. Arabaya her yaklaştığımda görüntüsündeki ataklık ve dinamiklik, bana ona sahip olduğum için değerli olduğum hissini verdi.

 

Kendini değerli hissetmek... Bununla başladı aslında her şey.

 

Kendimi değerli hissetmeye başladığımdan beri, hayatımdaki olumsuzlukları ne derece zor ve derinde olursa olsun değiştirmeye başladım.

 

Kullandığım arabayı dizayn eden mühendislik ekibine çok şey borçluyum. Dizayndaki felsefeleri ben daha arabama dışarıdan bakarken ruhumla buluşuyor ve o dinamikliği hissediyorum. ( Bu araçla aynı konseptte başka marka otomobiller de var. Onlar aynı hissi vermiyor bana).

 

Arabamın yol tutuşundaki ustalık, akselarasyondaki gücü, otomatik vitesin sağladığı uzun yol sürüşündeki konfor, müzik setinin kalitesi; bütün bunlar uzun süredir yapmakta olduğum uzun yol seyahatlerini son bir yıldır tam bir keyfe dönüştürdü ( bu duyguyu anlamak için gezgin ruhuna sahip olmanız gerekir).

 

İşte bu keyif ve olumlu duygular son bir yıldır hayatımı adım adım değiştirmemi sağladı.

( Bu arada uzun yol seyahatlerinin zaman ve mekan olarak yarattığı kendime odaklanma fırsatının katkısını da unutmamak gerek).

 

Hedeflediğim değişim programının tamamlanmasına daha bir kaç aşama var. Belki hepsi tamamlanmadan yenilerini ekleyeceğim. Belki bazılarının gerçekleşmesi daha uzun sürecek.

 

Ama ne olursa olsun, doğru yolda olduğumu hissediyorum.

 

Hayata pozitif bakan, atak, tutkulu ve paylaşımcı insanlarla bir arada olmak istiyorum ve onların sayısının hiç de az olmadığını biliyorum.

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır