OKUYUCU İÇİN ÖNEMLİ UYARI:
Bu yazı bir hayli uzun ve aşağıdaki özelliklere uymayan kişiler için oldukça sıkıcı olabilir:
- Benim geçmiş olduğum ve geçmekte olduğum süreçleri yaşamamış olanlar. Yani kendini aşmaya/yenilemeye/sorgulamaya alışkın olmayanlar.
- Bilgisayar teknolojisinden hoşlanmayan ve ilgi duymayanlar.
- Tarihten hoşlanmayan ve insanların hiç değilse kişisel tarihlerindeki tesadüflerin son derece önemli sonuçlara yol açtığına inanmayanlar.
Eğer yukarıdaki üç özellik de size uyuyorsa, isterseniz kendinizi yormayın ve hiç okumayın daha iyi. Eminim aşağıdakiler size çok sıkıcı gelecek.
Eğer yukarıdaki özelliklerden en az ikisi size uymuyor ise, isterseniz önce daha kısa ve özlü, kolay anlaşılır olan “Doğu Devleti – Batı Devleti ve Bireyin Aşktaki Varlığı” başlıklı yazımı okuyunuz. Bu ikisi birbirine çok bağlı, özellikle “object” kavramıyla ilintisi açısından (object deyim olarak aynı ama çok farklı bağlamlarda kullanıyorum her iki yazıda da).
http://erasmusakdenizli.blogcu.com/2927237/
Bu uzun girizgahtan sonra hala sizi ürkütmediysem, hoşgeldiniz, buyrunuz yazıma devam edelim...
Kendimi kullanma kılavuzunu yakın zamanda revize ettim. Bunu yaparken hem donanım (bedenim) ve hem de yazılım (ruhum) tarafındaki olumlu/olumsuz gelişmeleri dikkate alıp bunların zorunlu ve anlamlı kıldığı değişiklikleri yapmam ve son durumda ortaya çıkan kullanma kılavuzunu dökümante etmem gerekti.
Ne olup bittiğini etraflıca anlatabilmek için bilgisayar teknolojisinin gelişimini hatırlamak gerekiyor, bunu yaparken elbette benim de bilgisayarlar ile olan 29+ yıllık ilişkimin nasıl geliştiğini hatırlamak şart (Aslında bu yazıları yazmamın sebebi kendi içimde yaptığım yolculuğu belgelemek ve gelecekteki ben ile şimdiki ben’i gerçekten tanımak isteyenlerle paylaşmak).
Geçmişimdeki bilinen güzel tesadüfler saymakla bitmez, bir kısmı da geriye doğru gidip düşününce ortaya çıkıyor.
Bu yazının ana konusu bilgisayarların hayatımda oynadığı engin rolü hatırlamak gibi görünse de aslında arka planda kendimi geliştirme konusunda biraz ( “biraz” dediğim bir 15 yıl kadar var) yavaş kaldığımı bilgisayar dünyasındaki gelişmeler ile kıyaslayarak anlatacağım.
Öncelikle, hayatımın en önemli tesadüflerinden birinin Sosyal Bilimler öğrencisi olmama rağmen, daha 1979’da tesadüfen değil, “bilinçli olarak” seçimlik ders alanında “Bilgisayar Programlama” yı seçmem ve o yıla özgü (sadece o yıla özgü) olarak derste öğretilen programlama dilinin değiştirilmesi olduğunu belirtmeliyim.
Önceki ve sonraki yıllarda daha çok mühendislik uygulamaları için gerekli olan ve öğrenilmesi oldukça zor, sonraki yıllarda da popülaritesini yitirecek “Fortran IV” öğretilirken, tam benim üstelik yıl kaybederek denk geldiğim dönemde Öğretim Görevlisi atamasındaki gecikme nedeniyle hocamız zaman kaybını telafi etmek amacıyla ve sadece o yıla özgü olarak daha basit ancak fonksiyonel olan “BASIC” dilini öğretmeye karar verdi.
( Prof. Dr. Halil Sarıaslan Hocamı, diğer bütün hocalarım gibi, kendi alanında hayatıma yaptığı bu müthiş olumlu katkı nedeniyle saygıyla anıyorum.)
Ve, tesadüfler zinciri ya da kaderin ördüğü ağlar bilgisayar teknolojisi ile ilişkim açısından daha o zaman başladı. Çünkü....
- Fortran serisi, kesinlikle Sosyal Bilimler için uygun bir dil olmadığı gibi, sadece main frame tabir edilen ana (büyük merkezi) bilgisayarlarda kullanılmaya uygun bir programlama diliydi. ( 10+ yıl sonra, gelişmenin main frame değil, kişisel bilgisayar yönünde olduğu anlaşıldı).
- Ilk kişisel bilgisayarların yaygınlaşması benim BASIC programlama dilini öğrenmemden 10 yıl kadar sonra oldu (ayrıntılar aşağıda).
- Ve bilir misiniz ilk kişisel bilgisayarlarda kullanılan en yaygın yazılım neydi ? GW-BASIC... Yani benim 10 yıl önce tamamen tesadüf eseri öğrendiğim programlama dilinin bir yeni versiyonu....
Izleyen yıllarda neler oldu ???
1983 yılında başka bir Üniversitede Yüksek Lisans dersleri alırken ( bu programı iki kez denememe rağmen tamamlayamadım, iyi ki tamamlayamamışım) o zamanki parayla 40,000 TL’ye ( sanıyorum 400 US$ civarı gibi öğrenci bütçesi için önemli bir paraydı) CASIO tarafından geliştirilen 1 KB ( doğru okudunuz, sadece 1 KB) hafızası olan programlanabilir hesap makinasını satın alabildim, ticari ismi: “ Casio Personal Computer” idi.
Bu ilkel ya da başlangıç düzeyindeki bilgisayarda öncelikle regresyon olmak üzere pek çok ekonometri-istatistik- veri tabanı vb. uygulamaları gerçekleştirebildim ( bunları sadece hobi olarak yapabilmek bile beni mutlu etmeye yetti. Prof. Dr. Tuncer Bulutay Hocam’a bana Ekonometri’yi çok iyi öğrettiği için şükran borçluyum). Yaptığım programlama uyarlamaları hem ufkumu geliştirdi, hem de ileride bilgisayar yazılım mantığına sahip olmamı sağlayacak yeteneklerimi oluşturmama yardımcı oldu.
Casio Personal Computer ( 1 KB) da kullanılan Programlama dili neydi dersiniz ??
Elbette BASIC....
Ardından, ilk gerçek kişisel bilgisayarlar piyasaya çıktı ve ben 1988 yılı sonunda, o zamanlar yaşamakta olduğum Akdeniz kıyısındaki küçük şehirde, 512 KB ( doğru okudunuz, yani şu andaki standart PC hafızasından 1024 kez daha düşük kapasiteli) belleği (RAM) olan, hard diski bulunmayan ( bu opsiyona param yetmemişti), kullandığı flexi disket kapasitesi 360 KB olan (yine doğru okudunuz) Commodore PC-I marka bir kişisel bilgisayarı 2,000 US$ gibi bir paraya satın alabildim...
Bu rakam o zaman için çok makuldü, çünkü benzer konfigürasyonda bir bilgisayarı 1984 yılında çalıştığım bir mühendislik-müşavirlik şirketi 25,000 US$ gibi bir paraya almak için fizibilite hazırlatmış ve bunun üzerinden sadece 4 yıl geçmişti !!! ( Elbette bu fizibiliteyi hazırlamak için birileri de ciddi paralar almıştı....)
Buraya kadar sabırla okuduysanız gönülden teşekkürler... Bakın sonra neler oldu ???
1988 yılı sonunda satın aldığım 512 KB bellek kapasiteli ve 4.77 Mhz işlemci hızına sahip 8086 işlemci tabanlı bilgisayar ile, ilk olarak o zamanki işimde kullanılmak üzere bir tür muhasebe-müşteri cari hesabı uygulamaları geliştirmek gerekti. Bilgisayara ( eğer bilgisayar denebilirse) o işleri yaptırabilmek için gerekli programlara karşılık satıcının talep ettiği bedel çok yüksekti. Gerekli programları alamayınca ben ne yaptım ???
1989 Ocak başından itibaren bir kaç ay ( ifade ettiğim sürenin uzunluğu doğru, aylar boyu ve kendi başıma bir tek şeyle meşgul olarak) eve kapanıp muhasebe-müşteri cari hesabı için gerekli programı PC ile beraber gelen kullanma kılavuzu (manual) deki bir envanter uygulamasından uyarlayarak kendim yazıverdim....
Kullanılan dil neydi ??
Yine BASIC, bu seferki versiyonun adı GW-BASIC idi ama aslı aynı...
1989 yılında kişisel tarihimde 10 yıllarda bir gerçekleşen olağandışı bir zihin devrimi ( paradigma değişikliği) yaptım...
1983 yılındaki 1 KB hafızalı bilgisayardan 1988 sonunda dünyanın 512 KB hafızalı bilgisayara ulaşmasındaki hız ile benim kişisel olarak aynı dönemdeki gelişme hızımı karşılaştırdım ve “çuvalladığıma” karar verdim...
O zamanki kahramanlar arasında başarı öyküsü olarak “Apple” kişisel bilgisayarları ve kurucu ortaklardan Steve Palmers biliniyordu. “Microsoft” ismi sadece IBM-DOS etiketli disketlerde işletim sistemi geliştiricisi olarak geçiyordu, Bill Gates ismini bilenler ise muhtemelen sadece ABD’de sınırlı sayıda insandan ibaret idi...
1989 yılı başında karar verdiğim kişisel yenilenme girişimi beni 1990 başında ABD’ne olağanüstü zorluklara rağmen sonradan başarıyla tamamlanan Yüksek Lisans yapma girişimine kadar götürdü....
Kurulu düzenimi yıkıp her şeye baştan başlamak hiç de kolay olmadı. O dönemde Rudyard Kipling'in Bülent Ecevit tarafından çevrilmiş " Adam Olmak" isimli şiirini pek çok kez okuduğumu hatırlıyorum.
ABD'ne gittiğimde bu yazıda bahsedilenler bağlamında iki " tesadüf " ardarda geldi
(tesadüfler aslında çok daha fazlaydı ama diğerleri sonraki yazılara kalsın) :
1. Ilk olarak gittiğim dil ve oriyantasyon okulu, Vermont'da Rudyard Kipling'in bizzat yaşamış olduğu bir bölgede yerleşik çıktı... Adresi, " Kipling Road..." diye geçiyordu ve ben daha bir kaç ay öncesinde kendime güç vermek için tekrar tekrar okuduğum şiirin şairinin bizzat yaşadığı, muhtemelen o şiiri de orada yazdığı yerin ta kendisine ulaşıp, bu kez aynı yerde aynı ortamı soluyarak şiiri tekrar tekrar okuyabildim.
2. Yüksek Lisans Programına kabul edilebilmek için GMAT adlı sınavı geçmek gerekti ve bilin bakalın ben bu testi nerede aldım ?
New Hampshire Eyaletinin Hanover isimli kasabası yakınlarındaki Dartmouth College'da. Bu okulun diğerleri yanında en önemli özelliği neydi ?
BASIC dili, Dartmouth College'da geliştirilmişti...
(Ayrıntılar için şu linke tıklayınız: http://www.dartmouth.edu/~news/releases/2004/04/28.html )
Elbette GMAT'den iyi sonuç aldım (lisans eğitimimi tamamlayalı 8 yıl geçmiş olmasına rağmen). Ardından, New Hampshire^'daki başka bir Üniversitede çok daha başka ve çoğu güzel tesadüfler, Yüksek Lisans çalışmalarım sırasında kişisel bilgisayarlarla olan daha yakın tanışıklıklar, teknolojinin ulaştığı noktaya şahit olma.
( Bu arada alanında çok iyi bir başka hocadan ilk "Global Iktisat" derslerini almam, globalleşme kavramıyla daha 1990 yılında tanışmam...) Ilk CD-ROM uygulamaları ve en azından Üniversite ve Kütüphaneler-arası ilk Intranet uygulamalarını yerinde görüp kullanma şansı (1991).
Sonuçta, 1991 ortasında Türkiye’ye dönüp, 1992 yılında bu kez gerçek anlamda global bir şirkette işe başladığımdan hemen sonra, 1993 başında yine PC’ler ile çok yakından çalışmak ve şimdi başka bir Şirkette yapmakta olduğum işimizi daha düzgün yapabilmek için Excel bazlı uygulama (makro) geliştirmek gerekti.
Bu kez uygulamanın (yazılım) genel çerçevesi Microsoft Excel olsa da , Excel macro’ larında o zaman kullanılan programlama dili yine BASIC tabanlı idi.
O zamanki aşkımla tanışmamız da Excel Makrolarına duyduğumuz ortak ilgi nedeniyle oldu.
Hemen o aylarda değilse bile o yılın sonlarında veya izleyen yılın başlarında diye hatırlıyorum, Microsoft Excel makrolarında kullanılan BASIC tabanlı kodlamadan, “Object Oriented = Nesne Tabanlı” kodlamaya geçildi. Yeni dilin adı VISUAL BASIC idi...
İşte o noktadan beri bir başka paradigma değişikliği gerekli oldu ise de ben bu değişikliği itiraf etmeliyim o tarihten beri gerçekleştiremedim...
1979 yılında başlayan bilgisayar öğrenme yolculuğu 1993 yılına kadar BASIC tabanlı gidebilmiş iken, hatırladığım kadarıyla en geç 1994 başında yaygınlaşmış olan OOL ( Object Oriented Language) nedeniyle Visual Basic’e sıçrama yapmak gerekli idiyse ben bunu bu güne kadar yapamadım.
Her iki anlamda, yani hem mutlak hem de göreceli anlamda yapamadım.
Mutlak anlamda kasdettiğim, gerçekten de Visual Basic’i bir iki gönülsüz girişim sonucu öğrenemedim. Göreceli anlamda ise, bakın burası çok önemli, hayatımın ve ilişkilerimin içinde kendi benliğimi bir “object = hedef” olarak koymakta tereddüt ettiğim ya da bunu yapamadığım için gerçekleşmedi...
“Object” ve “ Subject” kavramları arasındaki ilişkilere bundan bir önce yazdığım ve çok daha kısa olan yazıda yer verdim.
Ilgililere şu anda okuduğunuz yazıyı daha iyi anlayabilmek için önce aşağıdaki linkle ulaşabilecekleri bir önceki yazımı okuma tavsiyemi tekrarlıyorum:
http://erasmusakdenizli.blogcu.com/2927237/
Özetle bahsetmek istediğim, 1989 sonu ve 1990 başında yaptığım paradigma değişiklikleri sonrası gerçekleştirdiğim sıçrama çok önemliydi. Ancak bu sıçramanın 1994 yılında da “BASIC” ten Object Oriented BASIC, yani “Visual BASIC”e doğru devam ettirilmesi gerekiyordu.
Ancak bu şimdiye dek olamadı (yani 1994 ila 2007 arasında geçen 13 yıl civarı bir gecikme var. Kendime haksızlık etmeyeyim bu arada Internet teknolojileri ve HTML bazlı kodlamayı öğrendim...)
Negatif, kayıp anlamında hem OOL (= Object Oriented Language) bazlı Bilgisayar programlama dillerini öğrenemedim, hem de kişisel gelişim anlamında kendimi bir “Object = Hedef” olarak koyan bir programı uygulayamadım.
Geç mi kaldım ???
Yoo... Ben hiç öyle düşünmüyorum. Bence önemli olan ulaşılması gerekli hedefe ulaşmak, ulaşılması gecikilen hedefleri de çekinmeden not edip tekrarlamak....
Halen ulaşılmamış bir hedef var ve bu hedef “ Object” oriented bir yaklaşımla elde edilecek.... Kesinlikle öyle olacak !
(1) Kılavuzu; el kitabı ya da “manual” anlamında kullandım, bunu yaparken de aklımda daha çok Bilgisayar Yazılım ve Donanım kılavuzları vardı. Ayrıntılar yukarıda.
0 yorum yazılmıştır