Uzun bir aradan sonra geniş aile üyelerimi (anne, baba, kardeşler, diğer yakın akrabalar)  ziyaret edebildim.

 

Her ailede olduğu gibi bizimkinde de türlü çeşitli sorunlar ve onun yanında güzellikler var.

 

Bundan önceki ziyaretlerimde bir yandan sorunlar içimi sızlatır, öte yandan akrabalar içinde yaşam kalıpları benim şu andaki kalıplarıma uymayanları biraz da kafamda yargılardım – diye hatırlıyorum- özellikle yaşlıların tutumlu yaşayışı, öbürünün tam tersi bir tercihi vb.

 

İlk defa bu sefer farkettim ki, büsbütün gözardı etmemekle beraber, sorunlara biraz daha soğukkanlı ve “tevekkül” ile yaklaşabildim ve ailemde sorunların ya da benimkinden farklı yaşam kalıplarının varolması içimi sızlatmadı.

 

Bunun sebebi sorunlara alışmak değil, bir yandan diğer bireylerin ( aile üyeleri olsalar da birey olduklarını unutmamak gerek) tercihlerine saygı duyarken, diğer yandan  benim de ayrı bir birey olduğum ve kendi hayatımı ailemin sadece sorunlarını algılayan abartılı kaygılara teslim etmeme çabası var.

 

Uzun yıllar önce -şöyle bir 15 yıl kadar var-, yine içimi acıtan bir durumda biri bana hiç unutmayacağım bir laf şöylemişti:  “ Ben, sen ve o arasındaki ayrımları doğru yapmak zorundayız”.

 

Belki yaşamdaki olgunluk ( ruhsal olgunluğun yaşla ilgisi yok, yaşam deneylerini doğru ve etkin öğrenmekle ilgisi var), “ben, sen  ve o” arasındaki çizgileri çabuk öğrenebilmek ve bunları zamanında çizebilmek ile ilgili.

 

Sonuçta bir ailemin olması çok güzel. Pek çok ve bir kısmı artık çözülemeyecek kronik sorunlarına rağmen, ailenin yetişmekte olan yeni nesil üyelerinin çoğundan inanılmaz pırıltılar geliyor.

 

Bence o güzellikler eskiden de oradaydı, sadece ben göremiyordum.

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır
Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı